Öğle tatilinde neler yapılmaz ki

Türkiye’de ve tüm dünyada çalışılan işlere göre farklılık göstermekle beraber, insanların öğle yemeği tatili birçok çalışan kesim için çok önemlidir. Çünkü kısa süreliğine de olsa yaptığınız işten biraz olsun sıyrılıp sosyalleşmek ve karnınızı doyurmak, insanın işe adaptasyonu için çok önemlidir. Genellikle öğlen tatili 12:00 ya da 12:30 saatlerinde başlayıp, saat 13:00 ya da 13:30′ a kadar devam etmektedir. Bazı yoğun işlerde ise bu saatler değişebilmekte ve hatta kısalabilmektedir.

Bazılarımız için çok kısa gibi gözükse de, insanlar bu tatil aralarında bir takım işlerini de halletme fırsatı yakalamaktadır. Örneği çocuklarını okuldan almak, sağlık kontrolü için doktora gitmek ya da bir takım küçük çaplı eğlenceler de yapabilmektedir. Örneğin çok sevdikleri iş arkadaşının doğum gününü kutlamak, kestirmek, pinpon maçları ve langırt çevrimiçi spor bahisleri gibi küçük turnuvalar düzenleyerek kafalarını dağıtanlar bile vardır. Bazı spor tutkunları fazlaçalışıyoruz bu aralarda, eğer çok yakınsa spor salonlarına bile gidebilmektedir.Bedenen çalışanlar için ise öğle yemeğinin belkide tadı hiç bir şeyde yoktur.

Günlük yaşam koşuşturmasında insanların kendilerine ve sosyal yaşamlarına çok az vakit ayırabildiği şu günlerde, aslında bu bir saatin bile önemi çok büyüktür. Çünkü birçok insan haftanın 6 günü mesai yapmakta ve uzun süren saatler boyu çalışarak tükenmekte ve kendini unutmaktadır. Verimliliği de düşüren bu çalışma temposu kendini istatistiklerde de göstermektedir.

Türkiye OECD’nin yaptığı çalışmalarda haftalık 60 saatten fazla çalışan ülkeler arasında Avrupa’da ve Dünya da başı çekmekte, bu kadar çalışılmasına rağmen ise verimlilikte son sıradadır. Bir şeylerin yanlış yapıldığı ve patronların daha çok çalışsın mantığı ile daha çok kazanacağı düşüncesinin orta çağ zihniyeti olduğu artık su götürmez bir gerçek. Bu sıralamada çalışan verimliliğinde Norveç ilk sırada yer almaktadır. Çalışmak tabi ki önemlidir ancak, ülke olarak katma değeri yüksek ürünler ve üretim araçlarının üreticisi konumuna gelmediğimiz müddetçe, daha çok boşuna çalışmaya devam eden ve sömürülmeye müsait ülkeler arasında olmaya devam edeceğiz. Bunun gerçekleştirilememesi durumunda ise, televizyonlarda ve bültenlerde hep ” Şunu ya da bunu yapmalıyız.” konuşmaları belirsiz süreli olarak konuşulacak ve hiç bir şey yapılmayacaktır.