Lağım Sorunu

Lağımlar yani namı değer kanalizasyon sistemlerimiz, maalesef Türkiye de oldukça yetersiz ve çarpık kentleşmenin sonucu büyük sorunlara yol açmakta. Kanalizasyon sistemleri suyun taşınmasında büyük bir önem sahip. Yeterli büyüklükte ve şehrin kapasitesine uygun yapılamayan kanalizasyon sistemleri patlamakta ve sel felaketlerine neden olabilmektedir.

Aslında yaşanan sel felaketlerinin sonrasında eleştiriler çoğunlukla belediyelere ya da yetkili olarak düşünülen kişilere yapılmaktadır. Bu eleştiri bir yere kadar haklıdır. Ancak yapılan bu eleştirileri insanlar biraz da kendilerine yapmalıdır. Çünkü insan oğlu el birliği ile dünyanın dengesi bozmuş ve bu da kendisini en çok iklim değişikliğinde göstermeye başlamıştır. Atmosferin, insanlar ve tüm tabiat için en önemli yaşam kaynağı olduğu unutulmamalıdır. Bu sebeple bireyden başlayarak en büyük şirketlere kadar her şeyin yöneticisi insan ve zararın tek sorumlusu da insanlar yani hepimiz.

Bu bozduğumuz denge sonucunda, biz her şeyi ne kadar iyi yapsak da hiç bir şey değişmeyecektir. Bu sebeple en küçük çöpü bile atmaya yeltendiğimiz de en az on defa düşünmemiz gerekmektedir. ” Ne olacak ki ! ” diye düşündüğümüz zaman, kanalizasyondibidünya sizin gibi düşünebilecek 8 milyar insanın daha dünya da yaşadığını unutmamak gerekir. İnsanın doğayı bozmak için elinden geleni yaptığı bu hayatta kaynakları sonsuzcasına tüketmesi, buna nazaran canının çok kıymetli olması büyük tezatlık içermektedir. Aslında insan olarak hepimiz sadece kendimizi bir başkasının yerine değil, aynı zamanda doğanın da yerine koyabilmesi gerekmektedir. Çünkü doğanın bir parçası olan bizler, kendimize vermediğimizi düşündüğümüz zararı önce kendimize veriyoruz.

İnsanlar her şeyi kontrol edebildiğini zanneden bir varlık olarak, gün için de hesapsız durumlar ortaya çıktığında ne yapacağını bilememektedir. İşte sorunda burada başlamaktadır. Doğayı da kontrol ettiğimizi zannediyoruz ama zaman zaman ortaya çıkan felaketlerde bizim de parmağımız büyük ve neyin ne zaman olacağı da belli olmaz. İşin aslı aslında insan hayatının günlük yaşantısını lağım için harcaması. İlişkiler, tükettiğimiz hayatlar, savaşlar, çıkar çatışmaları, tüketim doyumsuzluğu, koltuk mücadeleleri, basiretten yoksun ticaret mücadeleleri ve çalışma hayatının sıradanlığı her şey tüm insanlığın hayatını kanalizasyon sistemine döndürmüş vaziyette. Sadece gerçekleri görmek insanların işine gelmiyor.