Atık Suların Yolculuğu

Şehirleşme beraberinde büyük bir alt yapı sorununu da getirmektedir. Özellikle alt yapıda en önemli yapılaşma atık suların taşınmasında ortaya çıkmaktadır. Peki bu atık suların taşınma süreci nasıl başlar, evlerimizden başlayan bu süreçte atık suları ayrıştırmak da ne kadar etkiliyiz?

Atık suların yolculuk süreci ilk olarak yaşadığımız evlerimizde ve gün boyu çalıştığımız iş yerlerinde başlamaktadır. Bu nedenle yaşadığımız binaların su gider sistemleri inşası burada çok büyük önem arz etmektedir. Aynı zamanda bireylerde, atılmaması gereken katı atıkları bu giderlere atmamalı ve bu konuda dikkatli olmalıdırlar. Çünkü bu bilinçsizce atılan katı atıklar, sadece binaların su giderlerini tıkamamak da zamanla şehrin kanalizasyon sistemlerine de zarar verebilmektedir. Unutmayalım ki yapacağımız her bilinçsizce hareket tekrar misliyle bize dönmektedir.

Binalardan başlayan bu süreç şehir kanalizasyon sistemine bağlanır. Binalardan gelen atık suların burada şehrin yağmur sularını taşıyan sistemle karışmaması gerekmektedir. Bu sebeple kanalizasyonlarda ayrık sistem denilen sistemler yaygın olarak kullanılmaktadır.

Bir diğer sistem ise birleşik sistemdir. Fakat burada yağmur suları ile karışan pis sular birbirinden ayrılmamakta bu da denizlerimizin ve nehirlerimizin kirlenmesine neden olmaktadır.

Türkiye’de sahil kıyısı güzel beldelerde bu sular halen birbirine karışarak denize akıtılmaktadır. Maalesef betonlaşmanın daha önemli olduğu ülkemizde yıllardan buyana devam eden bilinçsiz kentleşme ve ” Önce şehri yap, sonra alt yapıya bakarız. ” düşüncesi birçok şehrimizde çözülmesi gereken büyük bir sorundur.

Atık sular bu şehir kanalizasyon sistemi içerisine yerleştirilmiş güçlü pompalar ile atık su merkezlerine taşınmakta ve burada temizlenerek tekrar sisteme gönderilmektedir. Burada bir diğer önemli konu ise düzenli bir şekilde bu sistemlerin bakımı ve temizliğidir. Yer yer tıkanmaların gözlemlendiği yerlerde vidanjörler devreye girip, tıkanmaları; ileride daha büyük sorunlara yol açmadan temizlemelidir. Eğitimli personele de burada büyük ihtiyaç doğmaktadır. Maalesef bir çok belediyemizde yetersiz ve vasıfsız personelin sayıca çok olması da, bu tip önlemlerin alınabilmesinde yetersiz kalabilmektedir.

”Aslan yattığı yerden belli olur.” atasözü burada çok doğru bir söz olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülke olarak yaşadığımız bu güzel vatanın temiz ve yaşanılabilir bir yer olması için eğitimli ve bilinçli bir toplum yaratmak hepimizin görevi.